Boyaya Dair Genel Bilgiler

Boya, dört ana maddeden oluşur. Bunlar pigmentler, bağlayıcılar, kimyasal katkılar ve çözücülerdir. Pigmentler toz halindeki katı taneciklerdir. Boyaya, örtücülük, renk, dayanıklılık ve parlaklık özelliklerini verirler. Bağlayıcılar pigmentleri bir arada tutar ve boya filmini meydana getirirler. Boyaya, yapışma, sertlik, sağlamlık, dış etkenlere karşı dayanıklılık özelliklerini verirler. Kimyasal katkılar, boyanın özelliklerini iyileştirmek için kullanılır. Örneğin; küfe dayanıklılık ve akışkanlık gibi. Çözücüler uçucudur ve boya uygulanırken, boyanın özelliklerini değiştirmeden inceltici görevi görürler.
Boya uygulamasından önce yapılacak yüzey hazırlığı çok büyük önem taşır. Nemli ve pis yüzeylere kesinlikle boya uygulanmamalıdır. Yüzey önce nem probleminden arındırılmalı ve iyice temizlenmelidir. Eğer boya yapılacak yüzey parlaksa, boyanın iyi yapışması için mutlaka matlaştırılmalıdır. Yüzey hazırlığı yapıldıktan sonra, boyanın yüzeye daha iyi yapışmasını sağlamak ve boya sarfiyatını azaltmak için astar uygulaması yapılmalıdır. Beton, ahşap ve metal yüzeyler için farklı astar türleri vardır. Astar sonrası eğer yüzeyde bozukluklar göze çarpıyorsa macunlama işlemiyle bunlar giderilmelidir. Macun iyice kuruduktan sonra zımparalanarak ikinci kat astar uygulanmalıdır. Bunun üzerine son kat boya sürülebilir. Beton yüzeylerin iyice kuruması beklenilmelidir. Genel geçer bir kural olarak, boya uygulaması –5 °C’nin altında, direkt güneş ışığı altında, yoğun yağışta ve sert rüzgarda yapılmamalıdır. Boya yapılacak yüzeylerin belli bir sertlikte olması gerekir. Çok yumuşak yüzeyler zımpara veya tel fırça yardımıyla sertleştirilebilir.
Boya Uygulaması Hakkında Genel Hatırlatmalar
Fırçayla boya yapıldığında silindire oranla daha kalın bir boya tabakası oluşur. Alkid/yağ bazlı boyalarda doğal ya da sentetik kıllı fırçalar kullanılabilirken, lateks ya da akrilik boyalarda sentetik kıllı fırçalar kullanılmalıdır.
Fırçaya çok fazla boya tutturulmamalıdır. Ayrıca fırçanın ucu değil yan yüzleri kullanılmalıdır.
Silindirle çalışılırken, çok hızlı ve bastırılarak yapılan boyada kabarcıklar ve balonlar oluşur.
Fırça kutuya tekrar daldırılmadan önce duvarda ıslak bir son nokta bırakılmalıdır. Boya fırçaya alındıktan sonra tekrar bu ıslak yerden boyamaya devam etmek, duvarda oluşacak izleri önler, bir bütünlük görüntüsü oluşturur.
Boyama işlemi bittiktan hemen sonra fırçalar temizlenmelidir. Lateks veya akrilik boyalarla kullanılan fırçalar sabunlu suyla iyice yıkanıp kurumaya bırakılmalıdır. Alkid/yağ bazlı boyalarla kullanılan fırçalarsa önce tinerle, daha sonra sabunlu suyla yıkanmalıdır.
Herhangi bir çitte ya da duvar kaplamasında dikey duran tahtalar boyanacaksa, yukarıdan aşağıya doğru önce yüzeyleri boyanmalıdır. Yatay durumdaki tahtalar boyanacaksa, önce aralarındaki boşluklar boyanmalı daha sonra yüzeylere geçilmelidir.
RENKLER
Renkler üç ana grup altında toplanır:
Birincil Renkler: Kırmızı, Mavi, Sarı. Bu renkler diğer renkler kullanılarak elde edilemez.
İkincil Renkler: Turuncu, Yeşil, Mor. Bu renkler eşit miktarda iki ana rengin karışımıyla elde edilebilir. Kırmızı ile sarının birleşmesinden turuncu; mavi ile kırmızının birleşmesinden mor; mavi ile sarının birleşmesinden de yeşil elde edilir.
Üçüncül Renkler: Bu renkler, birincil ve ikincil renklerin farklı oranlarda birleştirilmesinden oluşur. Bazı ortamlar için önerilen renkler vardır. Mesela, pastel renkler çizim odası için uygundur.
Gri, mutfak ve yemek yenilen mekanlar için önerilir. Mavi ve yeşil yatak odaları için çok uygundur. Renkler tamamlayıcı renkleriyle çok iyi uyum sağlarlar. Örneğin; mavinin tamamlayıcı renkleri sarı, yeşil ve beyazdır. Eğer yatak odası için mavi seçilirse, duvarlar, kapılar ve çerçeveler sarı, yeşil ve beyazla boyanmalıdır. Açık renkler; beyaz, krem rengi, açık mavi ve yeşil ortamı olduğundan daha geniş ve ferah gösterir.
Renklerin insanların ruhsal durumları üzerinde etkileri de vardır. Mesela; beyaz insanda yeterlilik duygusunu uyandırır, kırmızı uyarıcıdır, sarı ortamı aydınlatır ve sıcaklık verir, açık yeşiller doğayı çağrıştırır ve tazelik verir, kahverengi toprağı hatırlatır, mavi gökyüzünün, denizlerin rengidir ve insana serinlik hissi verir.
Boyaların bıraktığı etkiler fiziksel ve estetik olarak ikiye ayrılır. Fiziksel olarak; mekanı olduğundan büyük ya da küçük göstermek, mekanı olduğundan sıcak ya da serin göstermek, duvarı ilerletmek, tavanı alçaltmak gibi etkiler sayılabilir. Estetik olaraksa; rahatlatıcı, uyarıcı, neşeli, sofistike, modern ve geleneksel gibi etkiler söylenebilir. Kırmızı, sarı ve turuncu bir sıcaklık hissi yaratırlar ve gördüğünüz an size doğru geliyormuş hissi verirler. Mavi, mor ve yeşil serin renklerdir. Gördüğünüz an sizden uzaklaşır gibi dururlar. Açık renk boyalar daha fazla ışık yansıtır ve size daha fazla neşe verir. Açık renk boyalar mekanı daha büyük gösterirler. Koyu renkler ışığı emerler, eşyaları daha yakın gösterirler ve eğer büyük alanlarda kullanılıyorsa insan üzerinde sıkıntı yaratabilirler. Koyu renk boyalar mekanı daha küçük gösterirler. Parlak renkler eşyaları olduklarından büyük gösterirler.
Bazen istenmeyen yerlerden dikkati almak için kullanılırlar. Bir mekan için boya seçilirken şekli, büyüklüğü, işlevi, duruşu ve aydınlık olması göz önüne alınmalıdır. Renkler mimari durumu değiştirmek için de kullanılabilir. Örneğin; bir odanın köşeleri koyu renk boyanarak oda kare şeklinde gösterilebilir veya yüksek bir tavan koyuya boyanarak alçakmış hissi verilebilir. Parlak ışığa maruz kalan duvarlar koyu renklere boyanmalı; bunun yanında ışık almayanlar açık renk boyanmalıdır. Yemek odaları parlak ve neşeli görünsün diye sıcak renklere boyanmalıdır. Oturma odaları açık ve rahatlatıcı renkler olan mavi ve mor tonlarında boyanmalıdır. Mutfak gibi yerler beyaz ve açık sarı gibi temizlik ve açıklık fikri veren renklere boyanmalıdır. Gün ışığı kırmızıları iyice ortaya çıkartırken, floresan ışık mavileri ortaya çıkartır. Güneye bakan mekanlar en sıcak ışınları alırken, doğuya ve batıya bakan mekanlar daha serin ışınlar alırlar. Kuzeye bakan mekanlar sıcaklığa ihtiyaç duyduğu için daha sıcak his veren renklere boyanmalıdır.
Eşyalarıyla, duvarlarıyla veya kapılarıyla bir mekanda kullanılan renk bütünlüğü şöyle adlandırılabilir: Eğer sadece tek bir ton kullanılmışsa buna monokromatik tavır denir. Renk kartelasında yan yana duran renkler kullanılmışsa buna paralel tavır denir. Tamamlayıcı tavır, renk kartelasında zıt yönlerde olan renkler kullanıldığında oluşur. Ayrık tamamlayıcı tavırsa; bir ana ton, tam zıttındaki tonun yanında bulunan iki tonla kullanıldığında oluşan durumdur. Renk kartelasında birbirinden eşit uzaklıkta olan renklerin kullanıldığı tavra da dengeli uyum adı verilir.
Yüzeyler boyalar kullanılarak ileri ya da geri hareket ettirilebilir. Parlak ve sıcak renkler, mesela sarı, turuncu ve kırmızı yaklaştırıcı renklerdir. Uzak mesafeden bile bu renkler rahatlıkla seçilebilir ve güvenlik hissi verir. Serin ve açık renkler, mesela mavi, açık gri veya mor uzaklaştırıcı renklerdir. Bu renkler uzaktan maviye çalan bir renk gibi görünürler. Açık renkler daha fazla yansıtıcılardır. Mekandaki derinlik hissini alırlar. Bu yüksek yansıtıcı özellikleri, açık renklerin mekanları daha ferah göstermesini sağlar. Parlak renkler eşyaları daha kısa gösterirken, açık renkler eşyaları olduğundan uzakta gösterir.
Küçük mekanlarda genişlik ve ferahlık hissi yaratmak için açık renk boyalar tercih edilmelidir. Herhangi bir mekanda farklı renkteki boyaların bir uyum içinde olmasına dikkat edilmelidir. Eğer bir mekanda tavan alçaltılmak isteniyorsa duvarlardan daha koyu bir renkte boyanmalıdır. Tam tersi bir istek olursa açık renk kullanılmalıdır. Eğer tavanın göze hiç çarpmaması isteniyorsa beyaza boyanmalıdır. Boya uygulanmadan önce hem gece hem gündüz kontrol edilmelidir. Çünkü bazı boyalar yapay ışıkta farklı görünebilirler. Herhangi bir duvarda bulunan boru ya da radyatör gibi nesneler duvarla aynı renge boyanmalıdır. Ayrıca ilginç bir boyama şekli aranıyorsa, bir mekanın, mesela sadece bir duvarı renkli, diğer duvarları beyaz olabilir.
